Bugün Halep için susarsan Yarın Ülken için Ağlarsın

Konumuz bilindiği üzere Halep bu yazımı Title’de net bir şekilde açıkladım aslında anlayabilen zaten anlar.
Fakat ben konuda bir çok fotoğraf ve açıklamalara yer vereceğim.
Belki vicdanı ile hesaplaşmada zorluk yaşayanlara ön ayak olabilir mantığı ile hareket etsem daha iyi olur.

Suriyedeki Savaşın Nedenleri : SAVAŞ NASIL BAŞLADI NEDEN BAŞLADI.

Suriye, birçok kişi tarafından bugüne kadar sadece arada sırada ufak sorunlar yaşadığımız bir ülke olarak bilinse de, özellikle yaşanan iç savaş sonrasında ülkemiz ve Dünya gündeminin bir numaralı konusu olmuştur. Peki Suriye’yi iç savaşa sürükleyen neden sadece dikta bir rejime karşı direnişin bir sonucu mu, yoksa dünyada süregelen güç mücadelesi ve 3. Dünya ülkeleri üzerinde oynanan oyunların diğer bir ayağı mı? Konu ile ilgili tüm ülkelerin kendi çıkarları doğrultusunda bir taraf seçip olaya dahil olma veya kendini bu olaydan soyutlama yarışını izlemekteyiz. Bu yazımda sizler için Suriye’yi iç savaşa sürükleyen nedenleri alıntılar yaparak derledim.
İşte Suriye’deki savaşın nedenleri.

ARAP BAHARI

Arap baharı, Arap halklarının  demokrasi ve özgürlük hareketi olarak başlayıp birçok diktatörün devrilmesiyle neticelenen ve  devam eden 21. Yüzyılın en büyük halk hareketlenmesi olarak tanımlanır. Gösteriler Suriye’de  26 Ocak 2011 de başlamış ve 15 Mart günü büyük bir halk hareketine dönüşmüştür. Göstericiler Baas rejimini devirmeye yönelik başlattıkları gösterilerle savaş tetiklenmiş oldu. Aşağıdaki video’da savaş’ın başlama anı görülmektedir.

 

Baas Partisi ve Esed Ailesi

Askeri darbelerle beslenen Baas partisi ülkede 1961 yılından 1971 yılına kadar ülkede yapılan askeri darbelerin başrol oyuncusudur. Aslında bir general olan Hafız Esed ve Salah Cedid o yıllarda Baas partisinin en etkili iki Nusayri generalidir. Bu iki arkadaş 23 Şubat 1966’da partinin radikal kanadını iktidara taşıyan bir darbe gerçekleştirerek Baas iktidarını güçlendirdiler. Daha sonrasında partideki radikal grupları hem devlet, hem de ordu yönetiminden uzaklaştıran Esed Mart 1971 de devlet başkanı seçildi ve o günden bugüne ülkeyi Esed ailesi tek yumruk olarak yönetmeye başladı. Hafız Esed iktidarını sağlamlaştırdıktan sonra ilk iş olarak kendisine yürütmede, yasamada ve askeri alanda geniş yetkiler tanıyan bir başkanlık sistemi kuran 1973 Anayasasını hazırlattı. Bu anayasa ile ülkedeki bütün kurumlar üzerinde mutlak bir hakimiyet sağlayan Esed, demokratik görüntülü otoriter bir rejim kurdu. Hafız Esed’in  ölümünden sonra Haziran 2000 yılında yönetime geçen oğlu Beşar Esed Cumhurbaşkanı olabilmek için gerekli olan 40 yaş sınırını taşımıyordu. Parlamento, acilen Cumhurbaşkanlığı seçilme yaşını 34’e çekerek Beşar Esed’in önünü açmış ,Esed ailesinin yönetimdeki gücünü bir kez daha pekiştirmiştir.

Mezhep Çatışması

Suriye de nüfusun yaklaşık %73-75’i Sünni Müslüman, %12’si Nusayri (Arap alevi),  %10-12’si Hıristiyan ve %3’ü Dürzi’dir. Ülkede ayrıca az da olsa Yahudi ve Yezidi topluluğu vardır. Dini anlamda ülkede hakim nüfus Sünni’ler olarak görünse de Baas rejimiyle birlikte Nusayriler ülke siyasetinin hakimi oldular. Nusayriler Baas rejiminin imkanlarını kullanarak ordu başta olmak üzere bürokraside etkili bir güç elde ettiler. Esed yönetimi, ülkede tek hakim güç olduğu için kendisine muhalif olan bütün parti ve kesimleri etkisiz hale getirmeyi başarmıştır. Suriye deki  iç savaşı tetikleyen en büyük unsurun mezhep ayrılığı olduğu birçok insan tarafından savunulmaktadır.

Etnik Yapı

Suriye’de nüfusun %77-83 Arap, %9-10 Kürt, % 4-5 Türkmen,%2 Ermeni,%1 Çerkez ve %1 diğer etnik gruplardan oluşmaktadır. Suriye deki azınlık grupların toplam nüfusa oranları düşük olsa’ da belirli bölgelerde çoğunluğu oluşturmaları bu azınlıkların özellikle savaşı bahane ederek yerel özerklik talebini dile getirmeleri kaçınılmazdır, bunu savaşın ilerleyen yıllarında görmemiz büyük bir olasılıktır. Özellikle Baas döneminde Araplık ve Müslümanlık temelinde oluşturulmaya çalışılan ancak yeterince geliştirilemeyen Suriye ulusal kimliği, 2011 yılında başlayan protestolar dolayısıyla ciddi bir sınavdan geçmektedir.

Kürt Faktörü ve Bölünme Tartışmaları

Suriye’deki en büyük etnik grup olan Kürtler bugüne kadar Suriye rejimi tarafından nerdeyse yok sayılmışlardır. 1962 yılında yapılan nüfus sayımında Kürtler;  vatandaş, yabancı ve kayıtsız olmak üzere üç ayrı statüde kayıt altına alınmıştır.  Vatandaş statüsünde olmayanlar; vatandaş olma, mülk edinme, seyahat etme, kamu görevi yapma, aile kurma ve eğitim görme gibi temel insan haklarından mahrum bırakılmıştır.  Hafız Esed, özellikle ülke dışındaki Kürt gruplarına destek vererek ülkedeki Kürtlerin onlarla birleşmelerini engellemeye çalışmıştır. Ülkenin kuzeyinde bulunan Kürtler, Kuzey Irak ta bulunan Kürt yönetiminin de desteğiyle ülkedeki iç savaş ve karışıklıklardan yararlanarak Suriye’nin kuzeyinde özerk bir Kürt devleti kurma çabalarına girmiş,  kuzeyde birçok bölgenin kontrolünü ele geçirmiş ayrılık sesleri yükselmeye başlamıştır.

Muhalefet ve İslami Tehdit

Suriye’de muhalefet denince akla ilk olarak İslami muhalefet gelmektedir. Baas rejimi Sünni ağırlıklı muhalefetin önünü kesmek için bugüne kadar çok uğraşmıştır. İslami muhalefeti ülkedeki azınlık mezhepler için bir tehdit olarak gören Baas yönetimi, ülkede İslami rejimler istemeyen Batılı güçlerle de işbirliği yapmıştır.  Suriye, Batılı ülkelerin hak ve özgürlüklerin  geliştirilmesi yönündeki taleplerini de siyasi İslam tehdidini gerekçe göstererek görmezden gelmeyi başarmıştır. Ülkede muhaliflerin safına katılan El Kaide ve El-Nusra Cephesi gibi aşırı İslamcı grupların, rejim sonrası şeriat devleti kurma ihtimali bazı  muhalif kesimleri rahatsız etmektedir. ABD ve batılı güçler bu grupların muhaliflere destek olmasından rahatsızlık duymaktadır. Muhalifler ise bunu bir koz olarak kullanarak Batıya, eğer bize sizden yeterli yardım gelmezse, El-Kaide ile işbirliği yaparız gibi açıklamalar yapmaktadır.

Enerji ve Rant Savaşları

Suriye’de yaşanan iç savaşın perde arkasında bölgedeki enerji kaynaklarını ve taşıma koridorlarını ele geçirme mücadelesinin yattığı görüşü de tartışılmaktadır. Özellikle Türkiye ve diğer Ortadoğu ülkelerinin yanı sıra ABD ve Rusya’nın da çıkarlarını ilgilendiren doğalgaz projeleri bulunmaktadır. Suriye de,  Türkiye gibi enerjide kavşak noktası haline gelmek istemekte,  İran ve Rusya ile çok büyük projeler geliştirmeye çalışmaktadır. Bu durum; ABD,  Batılı devletler ve Türkiye’nin tepkisini çekmektedir. Bölgede Rusya ve İran’ın müttefiki olan güçlü bir Suriye  istememeleri  savaşın temel nedenlerinden biri olarak gösterilmektedir.

İsrail ve Ortadoğu’daki Statüsü

İsrail, Ortadoğu da sürekli tehdit altında bulunan bir ülke olmasına karşın arkasındaki Batılı devletler ve ABD’nin desteğiyle bölgedeki süper güç konumunu korumaktadır. İsrail Ortadoğuda  hiçbir zaman istikrarlı ve güçlü bir devlet olmasını istemez.  Batılı devletler tarafından Ortadoğu da kurulmuş olan İsrail, bölgedeki birçok huzursuzluğunun da baş aktörüdür. Daha önce de Suriye’nin Golan tepelerini işgal ederek Suriye ile arasında bir savaş yaşamıştır.  İsrail’in, bu iç savaştan yararlanarak işgal altında tuttuğu Golan tepelerinde hakimiyet kurma çabası içinde olduğu da bir çok kişi tarafından öne sürülmektedir.

Kimyasal Silahlar

Suriye’nin, özellikle İsrail ile yaşadığı savaştan sonra İsrail’in nükleer silahlarına karşın kimyasal silahlar edinerek kendini bu tehdite karşı korumaya aldığı ileri sürülmektedir. Özellikle komşularıyla yaşadığı sorunlar ve ülke içinde oluşan tehditler  bu ülkeyi  kimyasal silah kullanmaya itebilir.  Son dönemlerde bu sorun dünya gündeminde oldukça  tartışılmıştır. Yakın zamanda Suriye’de yaşanan iç savaşta  kimyasal silah kullanıldığı görülmüş ama bu silahların Esed mi yoksa muhalifler tarafından mı kullanıldığı açıklık  kazanmamıştır. ABD ve Batılı devletlerin, kendilerine karşı tehdit oluşturan ülkelerdeki bu tür silahları yok etmek için bu tür çabalar içinde olduğu düşünülür, Irak ve Libya örneği de göz önünde tutulursa sıranın Suriye de olması hiç de tesadüf olmaz.

Dünyadaki Kutuplaşma ve Erk Mücadelesi

İkinci Dünya savaşı sonrasında yaşanan soğuk savaş ABD ve Rusya önderliğinde Dünya’yı iki kutuplu hale getirmiştir. Süper güçler, diğer ülkeleri kendi saflarına çekebilmek için her zaman bir yarış içerisinde olmuştur. ABD’nin özellikle Batılı devletleri yanına alarak dünyadaki tüm enerji kaynaklarına hakim olma,  onları istediği gibi yönetme çabası özellikle Ortadoğuda  yıllardır süregelen savaşın en büyük nedenlerinin başındadır. Böl, parçala ve yönet sistemi sayesinde kendilerine tehdit oluşturan ülkelerin sonu hep aynı olmuştur. Rusya’nın başını  çektiği kutup, Çin ve İran gibi güçlü ülkeleri de yanına alarak ABD ve Batı ya karşı muhalefetin başını çekmektedir. Suriye’ye  karşı düşünülen uluslararası askeri müdahaleye karşı olan bu ülkeler,  savaşa dahil olacaklarını ve sonuçlarının neler getireceğini kimsenin bilemeyeceği söylemiyle  karşı  atağa geçmişlerdir. Türkiye açısından bakıldığında ise  özellikle son  zamanlarda bölgesel lider olmak için büyük bir çaba sarf eden ülkemiz özellikle Ortadoğu politikasıyla birçok ülkenin  tepkisini çekmektedir. Türkiye, Suriye’deki savaşta muhalifleri destekleyerek tarafını açıkça belli etse de bu olay Türkiye de birçok kesim tarafından sert  bir dille eleştirilmekte.

Yukarıdaki tespitlere binayen olayın bir rant savaşı olduğu apaçık görülmektedir.
ALLAH korkusu olmayan canilerin oyunu nedeni ile bir çok insan katledilmektedir.
bunun örneklerini konu altındaki galeri’de sık sık yeni görseller konuyu güncelleyeceğim.
Eğer Vicdanlı biriysen bunu paylaşmak zorundasın.

Zulmü engelleyemiyorsaniz duyurun..
İnneddine ındallahil islam…☝ Katliama sessiz kalma

Sen ahlaksiz ve edepsiz bir şekilde hayat sürerken bu çocukların halinden ne anlarsın.

Garb, rahatının devamında, Garib,şehid evladı yanında, Türk ün vicdanı yanıyor Çözüm Rabbin kitabında.. Muhakkak müminler kardeş Allah ın ipine sımsıkı sarıl vakti… Ensar olamadık affet ya rabbi…

Yürek mi dayanır lan böyle bir soykırıma …! Din Irk Mehsep Siyasi görüş Rejim Her neyse dertleri.. O cocukların göz yaşlarında BOĞULACAKLAR…!

O kanlara bulanmış minicik parmağınla “ALLAH BİR” diyen meleğin ölüm yüzünde öyle güzel durmuş ki belliki Cennette Rabbim sarıp sarmalamis seni. .. 🕋🌹🌄 Ya kahhar şu masum melegin şehadetinin hakkı için,en tez vakitte, yak yık yok et bütün azgın kafirleri.. Amiiiiiiin

”Canı yanan sabretsin !
Can’ı yakanda canının yanacağı günü beklesin.”
Hz.Muhammed (s.a.v)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir