Yahudi Cesaret Ödülünün Özel Olarak Erdoğan’a Verildiği İddiası

Yahudi Cesaret Ödülünün Özel Olarak Erdoğan’a Verildiği İddiası, özellikle Filistin meselesinin gündemde olduğu dönemlerde sıklıkla ortaya sürülen bir konudur. Yıllardır bahsedilen konu, Erdoğan’a Yahudi cesaret madalyası verildiği; kendisinin bu madalyayı alan ilk Müslüman olduğu, vatanına bu ödülü alarak ihanet ettiği, ödülün “Yahudi Hizmet Ödülü” olduğu vb. söylemlerle desteklenmektedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistin halkına verdiği desteklere binaen gündeme gelen Yahudi cesaret ödülünün, Erdoğan’ın İsrail’e ve Yahudilere hizmet ettiğinden dolayı özel olarak kendisine verildiği iddiası doğru değildir.

II. Dünya Savaşı sırasında Yahudilerin Türk Diplomat Topluluğu üyeleri tarafından kahramanca kurtarılması sebebiyle, İftira ve İnkarla Mücadele Birliği (Anti-Defamation League) tarafından verilmiş olan Cesaret Ödülü (Courage to Care Award), 2005 yılında Türkiye Cumhuriyeti başbakanı olarak Erdoğan’a takdim edilmiştir. “Türk halkına” verildiği ifade edilen ödül, söz konusu diplomatlar hayatta olmadığı için dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmiştir.

İftira ve İnkarla Mücadele Birliği (ADL) ve Cesaret Ödülü

Daha önce B’nai B’rith’in Yolsuzlukla Mücadele Cemiyeti olarak bilinen ADL (İftira ve İnkarla Mücadele Birliği), ABD’de yerleşik bir uluslararası Yahudi sivil toplum örgütüdür. Kendisini “ülkenin önde gelen sivil haklar kurumu” olarak nitelendiren ADL, “anti-Semitizm ve her türlü bağnazlık ile savaştığını, demokratik idealleri savunduğunu ve herkes için medeni haklarını koruduğunu” söylemektedir.

Cesaret Ödülü

23 Nisan 1987’de, İftira ve İnkarla Mücadele Birliği /Anti-Defamation League (ADL) tarafından verilen “Cesaret Ödülü”, Holokost (Yahudi soykırımı) döneminde Yahudilere yardım edenleri onurlandırmak için yapılmıştır. Ödül, Nazilerin zulümleri, milyonlarca Yahudi’nin sürgün edilmesi ve öldürülmesi gibi korkunç durumları tasvir eden minyatür kısmalara sahip bir plakettir. ADL’nin kurtarıcıların eylemlerini değerlendirmesine dayanan ödül, yılda birkaç kez ADL’nin sponsor olduğu özel programlar ve seremoniler sırasında verilir.


“Courage to Care” cesaret ödülünü alan isimlerin arasında, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da var; ancak yazılan ifadede ödülün “Türk halkına verildiği ve 2005’te Erdoğan tarafından kabul edildiği” yer alıyor.

 

Oda TV yazarı Yahudi Rafael Sadi’nin Cesaret Ödülü Yazısı

Rafael Sadi köşe yazısında Yahudi cesaret ödülü tartışmalarına dair şu açıklamalara yer vermiştir:

(Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz.)

“….bir kaç gündür ADL Yönetimi ile temastayım. Ben de merak edip basında çıktığı kadarı ile adı da Cesaret Ödülü diye geçen ve aşağıdaki fotoğrafın ne olduğunu ADL Kudüs bürosu şefi Bayan Caroll Nuriel’e sordum.

Bayan Nuriel, bir dakika müsade isteyerek bana bu ödülün tam hikayesini yazılı olarak iletti. Sayın Erdoğan’ın şahsına ödül vermedik, kendisine verilen plaket ”Cesaret’in Takdiri” adı ile bilinen ve 2. Dünya savaşındaki soykırımdan Avrupa’daki Yahudileri kurtarmış olan Türk Diplomatların anısına atfen kendisine takdim edilmiştir diyen Nuriel, “yani biz bu takdir plaketini kendisine teslim ettik ama bu plaket aslında bugün hayatta olmayan Türk Diplomatların anısına verilmiştir.” sözleriyle ödül konusuna açıklık getirdi.

“… Kısaca Onur ödülü Sayın Erdoğan’ın şahsına değil hayat kurtaran Türk diplomatlarına verilmişti.”

Onur Ödülü verilen Türk diplomatlarının isimleri

Necdet Kent, Behiç Erkin, Firuzan Selçuk, Cemal Özkaya, Saffet Arıkan, Pertev Şevki Kantemir, Abdülhalat Birden, Kudret Erbey, Galip Evren, Fuat Aktan, Ragıp Rauf Arman, Bedii Arbel, Mehmet Fuat Carim, Cevdet Dülger, Fikret Şefik Özdoğancı, Namık Kemal Yolga, İrfan Sabit Akça, Selahattin Ülkümen, Burhan Işık)


Holokost (Yahudi soykırımı) Dönemi Diplomatlarından Selahattin Ülkümen

Eski Rodos Başkonsolosu Selahattin Ülkümen’in holokost döneminde kurtardığı Yahudilere dair Salom gazetesinde yer alan ifadeler şöyle;

“Ülkümen, Türkiye’nin savaşta tarafsızlık kararı almış olduğunu, tüm vatandaşlarını eşit gördüğünü ve dine göre ayırmadığını vurgulayarak adadaki Türk Yahudilerini ve onların ailelerinden olan İtalyan ve Yunan asıllı da olsa akrabalarından oluşan 42 kişilik bir grubu Auschwitz’te katledilmekten kurtarmıştı. Ülkümen’in bu hamlesinin karşılığında Türk Konsolosluğu Naziler tarafından bombalanmış ve o sırada konsolosluk binasındaki ikametgâhta bulunan hamile eşi Mihrinnisa Ülkümen bir erkek çocuğu dünyaya getirdikten sonra bombardıman sırasında aldığı yaralardan dolayı, saldırıdan altı ay sonra hayatını kaybetmiş. Ülkümen ‘Bilinmeyen Yönleriyle Bir Dönemin Dışişleri’ adlı kitabında başından geçenleri anlatırken şöyle diyor: “Rodos’ta yaptığım girişimler sonucu, hayatları kurtulan vatandaşlarımın her vesile ile dile getirdikleri minnet duyguları, çileli meslek hayatımın, benim için en değerli manevi ödülleri olmuştur.

Kudüs’te yerleşik Yad Vashem (Holokost Şehit ve Kahramanlarını Anma İdaresi) tarafından Righteous Gentile” ilan edilen Selahattin Ülkümen Vaşington’da yer alan US Holocaust Memorial Museum’da 26 Ekim 2004 günü düzenlenen bir törenle de anılmıştır.

 

 

 

Alıntıdır : doğrula.org

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir