Vefatının 100. yılı Sultan Abdulhamid Hanı saygı ve Rahmetle Anıyorum.

9 Şubat 2018
24
Bakıldı

Sana kızıl Sultan dediler. Varsın desinler Sen Anadoluya ilk defa elektriği getirdin. Gazı getirdin.
ilk modern ezcanemizi açtırdın. İlk otomobili Ülkemize sen getirdin. 5 bin km karayolu yaptırdın.

Dünyanın ilk metrolarından birini Karaköy-Taksim arasına yaptırdın, atlı ve elektrikli tramvaylar kurdurttun.

Kudüs-Yafa, Ankara-İstanbul ve Hicaz demir yollarını yaptırdın (Haydarpaşa Tren İstasyonu dahil)

İstanbul’un binlerce fotoğrafını çektirdin, Arkeoloji müzeciliğini başlattın,

Chicago’daki turizm fuarına ilk kez Ülkemiz senin sayende girdi.

Sana cani dediler katil dediler . Ama sen ne yaptın ? Kuduz aşısının bulunmasından sonra Ülkemizin ilk Kuduz Hastanesini (İst. Darü’l-Kelb Tedavihanesi) açtırdın.

Polisiye romanların ülkemize girişini sağlayan sendin. (14 yıl içinde basılan 4000 kitaptan sadece 200 kadarı dinle ilgili idi.)

Okullara (Hıristiyan okulları dahil) gönderdiğin emirle Türkçe’nin iyi öğretilmesini isteyen, Azerbaycan okullarında Türkçe yasağını kaldıran, Paris’te İslam Külliyesi kuran ! yine sendin.

Teselya savaşı sürerken saraylı hanımlara askerler için çamaşır diktirende, hastaneleri ziyaret edip hastaların ihtiyaçlarını soranda, sarayın bahçesinde bile hastalara hizmet ettirtende ! sendin.

Midilli adasını eşin Fatma Pesend Hanım’ın şahsi mülkünden ısrarla verdiği para ile Fransızlardan geri alanda sendin.

Israrla yerli kumaş giyen, Hereke bez fabrikası ve Feshaneyi kuran,

Ziraat Bankasını kuran, Ticaret, Sanayi ve Ziraat Odalarını açtıran,

Yıldız Çini fabrikasını, Beykoz ve Kağıthane kağıt fabrikalarını,

Toplu sünnet merasimleri yaptırıp her bir çocuğa çeyrek altın gönderen bu yüzden yaz aylarında toplu sünnetleri moda eden,

Mezuniyet törenlerinde öğrencilere hediye kitap gönderen, Yoksul halkına kendi cebinden ödeyerek kömür dağıtan,

Ermeni Onnik’in mektubu üzerine kendi parasından takma bacak yaptırtan,

kendi şahsi Paranın bir kısmını her sene borç yüzünden hapse düşenleri kurtarmaya tahsis eden,

Modern matbaa makinelerini Türkiye ye getirten,ücretsiz kitap dağıttıran, 6 bin kitabın çevrilmesini sağlayan, Beyazıt kütüphanesini kurup 30 bin kitap bağışlayan yine sendin (10 bini el yazmasıdır),

Yabancı bilim adamı ve yazarlara Nişanlar veren, Her yıl 30 bin saksı satın alıp çiçek ektiren,

Bizim Hekimbaşı çöplüğü dediğimiz yerde gül yetiştiriciliği yaptıran da (Isparta’daki gül yetiştiriciliği de Senin öncülüğünde başladı.),

Türkiye’nin bir çok yerinde saat kuleleri yaptıranda Sendin! (İzmir, Dolmabahçe..),

Hindistan, Cava, Afganistan, Çin, Malezya, Endonezya, Açe, Zengibar, Orta Asya ve Japonya ya elçiler ve din adamları gönderen,

Latin Amerika ülkeleri ile diplomasiyi başlatan,

Yalova Termal kaplıcalarını kurduran, Terkos’un sularını İstanbul’a taşıtan, Bursa’nın bir köyünde bile çeşme yaptırabilen Yine sendin. (Sadece İstanbul’a 40 çeşme yaptırmıştır),

Sarayda yaptırdığın tiyatroda oyunlar ve opera izleyen,

Sarayda müzik okulu kurduran, çocuklarına piyano çaldırtan, hatta sarayda kızlar bandosu oluşturan,

Kendi elleri ile yaptığın marangozluk eşyalarını hediye etmeyi seven,

Sana  yapılan bombalı suikast de 26 kişinin ölmesine, 58 kişinin yaralanmasına rağmen Ermeni katili affedip Avrupa da hafiyelik yapmaya gönderen de Sendin.

Doğu Türkistan’a gönderdiğin askeri yardım ile Çinlilere karşı onları örgütleyen, Çinin göbeği Pekinde Hamidiye Üniversitesini kurdurtan da,

Beş vakit namazını aksatmadan kılan, hiçbir evrakı abdestsiz imzalamayan (hatta yere bile basmayan [yatağının dibinde teyemmüm tuğlası bulunduran]),

Yeni gemiler ve almanlardan toplar alan tüfekler getirten de sendin ! ( Çanakkale savaşında kullanılan bir çok top tüfek )

Telefonu Avrupa’dan 5 yıl sonra ülkemize getiren de Sendin !

Kiliselere, sinagoglara yardım eden (hatta Vatikan da kilise yapılmasına bile yardım eden),

Peygamberimize, dinimize veya Osmanlıya hakaret içeren oyunları kaldırtan (Fransa-İngiltere-Roma-ABD)

ABD’nin Erzurum’da konsolosluk açmasını reddeden, İzmir limanına izinsiz girmeye kalkan ABD savaş gemisini top ateşine tutturan,

İstanbul boğazı için iki köprü projesi çizdiren (bir tanesi tam bu günkü Fatih S.M.köprüsünün bulunduğu mevkidedir),

Darülaceze yaptırıp içine sinagog,kilise ve cami koyduran, Çocuk hastanesi (Şişli Etfal[çocuklar] Hastanesi) açtıran,

Kendisine “Allah’ın belası”diyen Namık Kemal’i Rodos ve Sakız adası valiliklerine atayan, parasını cebinden ödediği yerde kabir yaptırtan,

Posta ve Telgraf teşkilatını kurduran(Sirkeci Büyük Postane binası…

Abdülhamid ve Abdülmecid (dünyanın ilk torpido atan denizaltısı) adında denizaltılarımızı Taşkızak tersanesinde yaptırtan da (üstelik kendi cebinden ödeyen yine sendin) !

İlkokulu zorunlu tutan (kız ve erkeklere), İlk kız okullarını açtıran, 15 tane okulda karma eğitime ilk defa geçmemizi sağlayan,

Öğretmen yetiştirmek için okullar yaptıran (32 tane) (ör. şimdiki adı ile Bursa Çelebi Mehmet okulu), Kız Öğretmen Okullu açan (Daarül Malumat),

Cami yaptırdığın her köyde birde ilkokul yaptıran (Mesela sadece Sivas’taki ilkokul sayısı 1637), okuma yazma oranını 5 kat arttıran, (1900 yılında ilkokul sayısı 29.130’u bulmuştu. Sadece Anadolu da 14 bin ilkokul vardı)

Orta okul (Rüşdiye) sayısı 619 çıktı, Fransızca dersleri konuldu,

Lise eğitimi için İdadiler açan (109 tane), (İstanbul Erkek-Kabataş Lisesi)

İstanbul’da Darülfünün (Üniversite) açan, Dünyanın ilk Dişçilik okulunu kuran,

Ayrıca Deniz Mühendis Okulu, Askeri Tıp Okulu (GATA’nın atası), Kuleli Askeri okulu, Mekteb-i Harbiyeler (Harp Okulları yani), Askeri Baytar Okulu, Kurmay Okulu, Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler Fak), Mekteb-i Tıbbıye-i (Marmara Ünv. Tıp Fak), Mekteb-i Hukuk, Ziraat ve Baytar Mektebi, Hendese-i Mülkiye(Yüksek mühendis okulu), Daarül Muallim-i Adliye(Yüksek Adalet Okulu), Maliye-i Mekteb-i Ali(Yüksek Ticaret Okulu), Ticaret-i Bahriye(Deniz Ticaret Okulu), Sanayi-i Nefise Mektebi(Güzel sanatlar fak.), Hamidiye Ticaret Mektebi(İktisadi ve Ticari ilimler akademisi), Aşiret Mektebi(Osmanlılık fikrini yaymak için), Bursa’da İpekböçekçiliği okulu, Dilsiz ve Âmâ Okulu, Bağcılık ve Aşıcılık Okulu, Orman ve Madencilik Okulu, Polis Okulu Senin tarafından kuruldu.

Unutmadan bi de Ankara’da ÇOBAN OKULU var. Dünyanın ilk Deniz altısı, yani submarine’i senin talimatınla üretti Osmanlı. Sen bu kadar hizmet sağlarken bütün Batı Avrupa ve etrafındaki hainler sana karşı geldi. Tam 100 yıl önce Rabbim Seni Sevdiği kulunu yanına aldı. Sen bunca zorluklara rağmen bunca hizmetler ettin. Ama seni Kızıl Sultan ilan ettiler Seni Katil ilan ettiler. Sen tüm Dünya’ya tüm canlılara insanlık dersi verdiğin halde Onlar sana her türlü kötülüğü yaptılar. Yukarıda saydıklarım senin İslam Dünyası ve insanlığa kazandırdıklarından sadece bazıları. O anki koşullarda gerçekleştirdiğin hizmetler apaçık ortadadır. Ama onların unuttukları ve farkına varmadıkları asıl gerçekler yeni başlıyor.

Senden Rabbim Razı olsun .

O zamanki şartlarda seninle birlikte Yaşayan topluluk seni anlayamadı ama biz çok iyi anlıyoruz.
O zaman yaptığın planladığın Tüm işlerin meyvesini şimdi topluyoruz.

Rabbim sana nasıl bir feraset hidayet ve zihin vermiş hayret ve heyecan duyuyoruz.

Atalarından aldığın tüm önemli ve gizli mirası tüm zorluklara rağmen bu zamanlara ulaştırdığın için şükran ve Minnet duyuyoruz.

Atalarından aldığın Gizli mirası 125 yıl önce planladığın planlarla bugünlere kadar sorunsuz gelmesini sağladığın için Rabbim senden razı olsun. Sana ve atalarımıza gönül veren ve güven duyan herkes’den Rabbim razı olsun.

Sen ve Atalarımız vefatlarınızdan önce olacakları biliyordunuz. Ama elinizden bir şey gelmedi. Çünkü siz onca hizmetler yaparken halkınız size sırt çevirdi belki kimi varlık içinde kimi yokluk içinde yaşadı. Her ne olursa olsun hiç biri inandığı yolda sağlam durmadı.

Senin bir sözün vardır Sultanım. Biz ne vakit bir rüyanın peşinden gitsek. Birileri çıkıp rüyamızı bozdu. Karşımıza çıkanlar İngiliz Fransız Siyonist olduğunda gamlanmadıkta. İçimizden yüzümüze bakan birileri olduğu vakit zor geldi.
Birilim Sultanım çok zor gelir. ALLAH Kimseyi yakınlarından gelecek kötülükle kötü düşünceler ile batıyı destekleyen fikirleri ile sınamasın.

Lakin O hainler kazandıklarını düşüne dursunlar. ALLAH’ın hükmü karşısında boyun kıldan incedir.

Yakın zaman’da yaşadığımız 100 yıl’ı Ayet mealleriyle derlemek istiyorum.

ALLAH’u teala A’RAF suresi 96. Ayetinde buyuruyorki

Diyanet İşleri: Eğer, o memleketlerin halkları iman etseler ve Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette onların üstüne gökten ve yerden nice bereketler(in kapılarını) açardık. Fakat onlar yalanladılar, biz de kendilerini işledikleri günahlarından dolayı yakalayıverdik.

 

ALLAH’u teala Hud Suresi, 117. Ayetinde buyuruyorki

 

İmam İskender Ali Mihr: Ve senin Rabbin, halkı ıslâh edici olan beldeleri zulüm ile helâk edici olmadı.

2 – Diyanet İşleri: Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helâk etmez.

3 – Abdul Metin Saruhan: Halkı iyi olduğu halde Rab’bin, haksızlıkla memleketleri helak etmez.


ALLAH’u teala  İsra Suresi, 16. Ayetinde buyuruyorki

Biz, bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman, onun ‘varlık ve güç sahibi önde gelenlerine’ emrederiz, böylelikle onlar onda bozgunculuk çıkarırlar. Artık onun üzerine söz hak olur da, onu kökünden darmadağın ederiz.

ALLAH’u teala  Kehf Suresi, 59. Ayetinde buyuruyorki

 

İşte ülkeler (ve onların halkları), zulmettikleri zaman onları yıkıma uğrattık; ve yıkımları için bir buluşma zamanı tespit ettik.

ALLAH’u teala  Enbiya Suresi, 11. Ayetinde buyuruyorki

 

Biz, zulmeden ülkelerden nicesini kırıp geçirdik ve bunun ardından bir başka kavmi meydana getirdik.

 

ALLAH’u teala  Talak Suresi, 8. Ayetinde buyuruyorki

Ülkelerden niceleri vardır ki, Rablerinin ve O’nun elçilerinin emrine karşı gelip azmışlar, böylece Biz de onları çetin bir hesaba çekmişiz ve onları benzeri görülmedik bir azapla azaplandırmışız.

Yukarıdaki ayetlerde ve bir çok ayet’de Kuran’ı Kerim’de ALLAH’u teala buyurmasına rağmen Bir çok kavimi örnek vererek buyruklarına uymadıkları takdirde cezalandırılacaklarını belirtmesine rağmen yinede ALLAH’ın buyruklarına karşı gelerek Bir çok kavim helak olmuştur.

Geçmiş 100 yıl içerisinde yaşanılanlar aşikardır. 100 yılda bir çok değişiklik olmuştur. 624 yıl hüküm sürmüş ve islam sancağını taşımış olan Osmanlı imparatorluğu daha önce hezimet’e Uğrattığı Roma imparatorluğu ( Haçlılar ) ve onların destekçileri tarafından bazı oyunlarla yıkılmıştır.

Osmanlı döneminde Gaye apaçık ortadaydı. İslam dininin hükümlerine göre 624 yıl Hüküm sürmüştür . Lakin Osmanlı Halkının sessiz kalması ve batıya özenme çabaları sonucunda ALLAH’ın emir ve iradesi ile yıkıma uğramıştır.

Osmanlı’nın yıkılma döneminde yaşanılan ve eğitim öğretim yıllarımızda bize aktarılan hiçbir bilgi doğru değildir. Türkiye Cumhuriyeti kurulmadan önce yaşanılan bir çok gerçek bize aktarılmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu zaman ve kurulduktan sonra yaşanılan bir çok gerçek yalan ve iftiralar ile günümüze kadar gelmiştir.

Haçlılar Onlarla işbirliği yapan Ülkeler Ve destekçileri Siyonizm Kurdukları oyunda kazandıklarını düşüne dursunlar. Lakin bilmedikleri ve hesaplayamadıkları bir şey var. ALLAH’ın emir ve iradesi.

1800 lü yıllarından sonları ve Cumhuriyet Kurulan’a kadarki geçen zaman’da Siyonizim destekçilerinin oynadıkları oyunları hep günümüze kadar saklı tuttular.

1923 öncesi ve günümüze kadar ki zamanda yaşanılanları günü geldiği zaman samimiyetle dost doğru şekilde ALLAH’ın emri ile gün yüzüne çıkartıcak baba yiğitler var. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Çok yakın zaman’da herşey ayyuka çıkacak. Asıl mesele O zaman’da apaçık herşey ortaya çıktığında hala inkarda ısrar edeceklerin vay haline.

Geçtiğimiz 100 yıl içerisinde Dünya’yı Siyonizm yönetmiştir. Emelleri uğruna bir çok savaş çıkartarak bir çok insanı yok etmişlerdir. Son 100 yıl boyunca Dünya rahat nefes alamamıştır.
Dünya’daki tüm canlılar kötülük görmüştür.

Siyonizm’in tek bildiği şey şudur. Tahrif ettikleri Tevrat’a inanmaktadır. Onların inancına göre yeryüzünde insan olarak asıl yaratılan yahudidir. Diğer insanlar sair varlıklar gibi yahudiye hizmetçi olarak yaratılmışlardır.

 

Bu köleliği kabul etmeyenlerin ise ırzı, malı, canı mubahtır. Dahası yahudi bir anneden doğmayan zaten yahudi olamaz. Yani bir insanın önce başka bir dine mensup iken sonradan yahudi olması mümkün değildir. Yahudinin inancı işte budur.

Müslüman ise; ister yahudi, ister hristiyan, ister müşrik olsun, herkesin iman edip cennetlik olmasını ister. Hatta bunun için çaba sarfetmek zorundadır. Müslümanların çok acı tecrübelerine rağmen beş yüz küsur yıl önce, İspanya’dan kovulan ve başka devletlerce kabul edilmeyen yahudilere yeniden kucak açmaları bu inanç sebebiyledir.

Boşuna dememişler: “Besle kargayı oysun gözünü” diye. İşte bu yahudi de Filistin’e çöreklenmek için asırlarca çalışmış, her türlü desiseyi denemiş daha da olmayınca koca bir imparatorluğu dağıtmıştır. Sonunda mukaddes belde olan Filistin’e ve onun kalbi durumundaki Kudüs’e yerleşti. Oraya yerleşmeye başladığı tarihten buyana da çeşitli terörist faaliyetlerle Filistin’in asıl sahibi durumundaki Filistin evlatlarının kanını akıtmayı ve ırzına kastetmeyi aralıksız sürdürmektedir.

 

Kur’an-ı Kerim’de, en çok bahsi geçen topluluk yahudidir. Çünkü o sinsi ve tehlikelidir. Dolayısıyla insanlığın bu tehlikeden haberdar edilmesi gerekmektedir. Özellikle de Kur’an hep onların olumsuzluklarını anlatır. İsterseniz açın bir Kur’an fihristi ve yahudilerin vasıflarına bir göz atın. Daha sonra da zaman buldukça konularla ilgili ayetleri inceleyin.

 

İşte size Kur’an-ı Kerim’den, yahudilerin özellikleriyle ilgili bazı bilgiler:

1.Genel özellikleri:

a.Cimridirler:”Onlar cimrilik eder, insanlara da cimriliği önerir ve Allah’ın kendilerine lütfundan vermiş olduğunu gizlerler.” (Nisa, 4/37) “Yoksa onların mülkten bir payları mı var? Öyle olsaydı insanlara bir çekirdek zerresi bile vermezlerdi.” (Nisa, 4/53)

b.Yeryüzünde fesat çıkarırlar: “Onlar ayrıca yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çabalarlar. Allah ise bozguncuları sevmez.” (Maide, 5/64)

c.Korkaktırlar. Üstelik Allah’tan gereği gibi sakınmadıkları halde insanlardan çok korkarlar: “Onların kalplerinde sizin saldığınız korku Allah’ınkinden daha şiddetlidir. Bu onların anlamayan bir topluluk olmalarından dolayıdır. Onlar sizinle toplu halde ancak müstahkem şehirlerde veya surların arkasından çarpışabilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise pek şiddetlidir. Sen onları toplu halde sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu onların akıl etmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır.” (Haşr, 59/13-14) (Dikkat edilirse burada mü’minler karşısındaki zayıflıkları ve korkaklıkları özellikle vurgulanmaktadır.)

d.Cennetin yalnızca kendilerine ait olduğu iddiasındadırlar: “Onlar: “Cennete ancak yahudi veya hıristiyan olan girebilecektir” dediler. Bu onların kuruntularıdır. De ki: “Eğer doğru söylüyorsanız delilinizi ortaya koyun.” (Bakara, 2/111)

e.Hayata düşkündürler: “Onları insanların hayata en düşkünü göreceksin. Allah’a ortak koşanlardan bile daha tutkundurlar. Her biri bin yıl yaşatılmayı arzular. Oysa uzun süre yaşatılması onu azaptan uzaklaştırmayacaktır. Allah onların yaptıklarını görmektedir.” (Bakara, 2/96)

f.Sihir yoluna sapmışlardır: “Onlar, o iki melekten bir adamla karısının arasını açmada yararlanacakları şeyleri öğreniyorlardı. Allah’ın izni olmadan kimseye bir zarar dokunduramazlardı. Onlar aslında kendilerine zarar verecek ve bir yarar sağlamayacak şeyleri öğreniyorlardı. Onu (sihri) satın alanların bundan dolayı ahirette bir nasib elde edemeyeceklerini biliyorlardı. Nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!” (Bakara, 2/102)

g.İnsanların mallarını haksız yere gaspeder ve faiz alırlar: “Yine yasaklandıkları halde faiz almalarından ve insanların mallarını haksız yere yemelerinden dolayı (böyle yaptık). İçlerinden inkârcılara acıklı bir azap hazırladık.” (Nisa 161) “Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin çoğu insanların mallarını haksızlıkla yemekte ve Allah’ın yolundan alıkoymaktadırlar. Altını ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanları acıklı bir azapla müjdele!” (Tevbe, 9/34) (Bilindiği üzere yahudilerin bugün yeryüzünün en zengin tabakasını oluşturmalarının başta gelen sebepleri, insanların mallarını hile yoluyla ellerinden almak için çeşitli metodlar geliştirmek, tefecilik yapmak, dünya çapında mafya organizasyonları kurarak bu yolla çeşitli ticari faaliyetlerden komisyon yani haraç almak ve faiz yemektir. Onların insanların mallarını haksız yere yemeleri konusunda ayrıca bkz. Ali İmran, 3/75)

h.Allah’ın fakir, kendilerinin ise zengin oldukları iddiasındadırlar: “Şüphesiz Allah: “Allah fakirdir biz ise zenginiz” diyenlerin sözlerini duymuştur. Biz onların sözlerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacak ve: “Ateşin azabını tadın” diyeceğiz.” (Ali İmran, 3/181)

d.Cennetin yalnızca kendilerine ait olduğu iddiasındadırlar: “Onlar: “Cennete ancak yahudi veya hıristiyan olan girebilecektir” dediler. Bu onların kuruntularıdır. De ki: “Eğer doğru söylüyorsanız delilinizi ortaya koyun.” (Bakara, 2/111)

e.Hayata düşkündürler: “Onları insanların hayata en düşkünü göreceksin. Allah’a ortak koşanlardan bile daha tutkundurlar. Her biri bin yıl yaşatılmayı arzular. Oysa uzun süre yaşatılması onu azaptan uzaklaştırmayacaktır. Allah onların yaptıklarını görmektedir.” (Bakara, 2/96)

f.Sihir yoluna sapmışlardır: “Onlar, o iki melekten bir adamla karısının arasını açmada yararlanacakları şeyleri öğreniyorlardı. Allah’ın izni olmadan kimseye bir zarar dokunduramazlardı. Onlar aslında kendilerine zarar verecek ve bir yarar sağlamayacak şeyleri öğreniyorlardı. Onu (sihri) satın alanların bundan dolayı ahirette bir nasib elde edemeyeceklerini biliyorlardı. Nefislerini karşılığında sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bilselerdi!” (Bakara, 2/102)

g.İnsanların mallarını haksız yere gaspeder ve faiz alırlar: “Yine yasaklandıkları halde faiz almalarından ve insanların mallarını haksız yere yemelerinden dolayı (böyle yaptık). İçlerinden inkârcılara acıklı bir azap hazırladık.” (Nisa 161) “Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin çoğu insanların mallarını haksızlıkla yemekte ve Allah’ın yolundan alıkoymaktadırlar. Altını ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanları acıklı bir azapla müjdele!” (Tevbe, 9/34) (Bilindiği üzere yahudilerin bugün yeryüzünün en zengin tabakasını oluşturmalarının başta gelen sebepleri, insanların mallarını hile yoluyla ellerinden almak için çeşitli metodlar geliştirmek, tefecilik yapmak, dünya çapında mafya organizasyonları kurarak bu yolla çeşitli ticari faaliyetlerden komisyon yani haraç almak ve faiz yemektir. Onların insanların mallarını haksız yere yemeleri konusunda ayrıca bkz. Ali İmran, 3/75)

h.Allah’ın fakir, kendilerinin ise zengin oldukları iddiasındadırlar: “Şüphesiz Allah: “Allah fakirdir biz ise zenginiz” diyenlerin sözlerini duymuştur. Biz onların sözlerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacak ve: “Ateşin azabını tadın” diyeceğiz.” (Ali İmran, 3/181)

2.Din ve inanç konusundaki tutumları:

a.Allah’ın ayetlerini inkâr ederler: “Onlar Allah’ın gazabını haketmişlerdir ve kendilerine miskinlik damgası da vurulmuştur. Onlar bunu Allah’ın ayetlerini inkâr ettikleri ve haksız yere peygamberleri öldürdükleri için hak ettiler.” (Ali İmran, 3/112) “Onlar: “Allah bir insana herhangi bir şey indirmemiştir” derken Allah’ı hakkıyla değerlendiremediler.” (En’am, 6/91)

b.Kendilerinin Allah’ın oğulları, dostları ve peygamberin torunları olduklarını söylerler: “Yahudiler ve hıristiyanlar: “Biz Allah’ın oğulları ve sevdikleriyiz” dediler.” (Maide, 5/18)

c.Geçmişte birçok kez dinlerinden dönmüş, Allah’ın kendilerine vahyettiği dinden çıkmışlardır: “İman edip sonra inkâr eden, sonra yeniden iman edip sonra tekrar inkâr eden sonra da inkârlarını artıranlar var ya, Allah onları ne bağışlar, ne de doğru yola yöneltir.” (Nisa, 4/137)

d.Allah’ı cimrilikle itham ederler: “Yahudiler “Allah’ın eli bağlıdır” dediler. Kendi elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler!” (Maide, 5/64)

e.Münafıktırlar: “Onlar iman edenlerle karşılaştıklarında “biz de iman ettik” derler. Ama birbirleriyle başbaşa kaldıklarında, “Allah’ın size açmış olduğu şeylerden, bunları Rabbinizin katında size karşı bir belge olarak göstersinler diye mi söz ediyorsunuz! Aklınızı kullanmıyor musunuz!” diye konuşurlar.” (Bakara, 2/76)

f.Cebrail (a.s.)’a düşmandırlar. “De ki: “Kim Cibril’e düşman olursa, (bilsin ki) o bunu (Kur’an’ı) Allah’ın izniyle, daha önce gelmiş olanları doğrulayıcı, iman edenler için de bir hidayet rehberi ve müjde olarak senin kalbine indirdi.” (Bakara, 2/97)

g.Allah’a çocuk isnadında bulunmuşlardır: “Allah oğul edindi” dediler. O bundan yücedir.” (Bakara, 2/116)

Bütün bu özelliklerinin yanısıra, hakikatten sürekli yüz çevirme, kendilerine vahyedilmiş olan Tevrat’a bile uymama, Allah’ı bırakıp kendi bilginlerini ve ruhbanlarını rab edinme, sırf hasetlerinden ve mevki hırslarından dolayı Kur’an’ı inkâr etme gibi özellikleri de bizzat Kur’an-ı Kerim’de tescil edilmiştir. Yine Kur’an-ı Kerim’de bildirildiğine göre onlar Tevrat’ı tahrif ederek işlerine gelmeyen şeyleri çıkarmış ve işlerine gelen bazı eklemelerde bulunmuşlardır. Allah’ın kendilerine verdiği nimetlere karşı nankörlük ederek taşkınlıkta bulunmuş ve aşırı gitmişlerdir. Onların en önemli özelliklerinden biri de anlaşmalarına bağlı kalmamalarıdır. Bu konuda ise Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Bunlar kendileriyle antlaşma yaptığın (şu) kimselerdir ki her keresinde antlaşmalarını bozarlar, hiç sakınmazlar.” (Enfal, 8/56)

Onların Kur’an-ı Kerim’de zikredilen özelliklerinin tamamı bu kadar değildir tabii ki. Ancak burada sayılan özellikleri onların gerçek kimlikleri hakkında genel bir fikir vermektedir. Onların burada sayılan ve burada saymadığımız ancak Kur’an-ı Kerim’de zikredilen bütün özelliklerinin üzerinde tafsilatlı bir şekilde durma imkanımız yok. Fakat Mescidi Aksa’yı tehdit eden girişimleri, ümmet açısından büyük sorunlara yolaçan faaliyetleri hakkında daha isabetli düşünebilmemiz için onların Kur’an-ı Kerim’de ortaya konan kimliklerini tanımamız gereklidir. Çünkü ümmetin kapanamayan bu yarası şimdi daha bir derinden kanamakta ve tüm mü’minlerin de yüreğini dağlamaktadır.

İşin gerçeğinde onların İslam karşıtı faaliyetlerinin özü Kur’an-ı Kerim’in Tevbe suresinin 32. ayetinde şöylece dile getirilmektedir: “Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Ama kafirler istemese de Allah nurunu mutlaka tamamlayacaktır.”

İşte bu ayetten de açıkça anlaşılıyor ki yahudinin asıl amacı, bu dini ortadan kaldırmaktır. Hal böyle olunca, Mescidi Aksa ve Hz. Ömer Camii de Kudüs’te İslam’ı dünyaya haykıran en önemli iki ibadethanedir. Bu mescidler var oldukça, gelecekteki nesiller için İslam’ın mesajı hep taze ve canlı olarak devam edecektir. Siyonist yahudinin amacı ise bu mesajın sesini kesmektir. Hz. Süleyman mabediyle ilgili efsaneler bu amaç uğrunda geliştirmiş oldukları idealleri için uydurdukları bir bahaneden ibarettir. Hatta bununla da kalmayıp şayet emellerini gerçekleştirirlerse Nil’den, Fırat’a belki Toroslar’a kadar bu ümmetin topraklarına (“vaadedilmiş topraklar” iddiasıyla) sahip olurlarsa buralarda İslam’ın şiarı olan mescitleri de yıkıp yok etmekten kaçınmayacaklardır. Zira bugün Mescidi Aksa, yarın Eyüp Sultan, Fatih, Süleymaniye, Sultanahmet…

Nasıl ki haçlılar bugün üzerinde İspanya devletinin kurulduğu Endülüs’ü ele geçirdiklerinde oradaki milyonlarca Müslümana soykırım uygulayıp, İslam’ın alameti olan on binlerce camiyi, mescidi, medreseyi, kütüphaneyi ve çeşmeyi yıkmışlarsa, bugün aynısı Filistin topraklarında uygulanmaktadır.

Hatta daha da yakına gelelim. Daha dün aynı haçlılar “Biz Avrupa’nın göbeğinde İslam’a müsaade etmeyiz” deyip Bosna’ya aynı vahşeti sergilemediler mi? Ve hala yeni yeni toplu mezarlar ortaya çıkarılmıyor mu? Makedonya da aynı tehdit altında değil mi?

Ancak yahudiler bu emellerine ulaşacak mı? İşte bunu da ayetin devamından anlıyoruz ki; hayır tam aksine, her ne kadar yahudiler ve haçlılar istemese de Allah (c.c.) nurunu tamamlayacaktır. O zaman mazlum ve mustazaflar zalimlerden hesap soracaktır.

Fakat şunu da çok iyi bilmeliyiz ki, bu ilahi vaadler kimseyi gevşekliğe ve vurdumduymazlığa sürüklememelidir. Çünkü herkes izlediği tutumdan, takındığı tavırdan, görevini ne kadar yerine getirip getirmediğinden hesaba sorulacaktır. Mescidi Aksa bugün Müslümanların üzerinde bir emanettir. Yüce Allah: “Ey iman edenler! Allah’a ve Peygamberine hıyanet etmeyin ve bile bile size emanet edilen şeylere hıyanet etmeyin.” (Enfal, 8/27) diye buyuruyor. İman şuuru içinde olan her Müslümanın bu gerçeği anlaması ve üzerindeki emanetin önemini kavraması gerekir. Eğer Müslümanlar emanetlerine hakkıyla sahip çıkarlarsa siyonist yahudiler de buraları tehdit eden girişimlerine son verirler. Çünkü onlar korkaktırlar ve korkaklıkları bizzat Kur’an-ı Kerim’de tescil edildiği gibi tarih de bütün açıklığıyla ortaya koymuştur. Bu korkaklıkları yüzündendir ki, kendi güçlerini ortaya koymaktansa fitne ve desise yollarına başvurmak Cumhuriyet kurulduğu zamanlarda olduğu gibi yani birtakım lobicilik faaliyetleri yürütmek suretiyle zamanın süper güçlerini arkalarına alarak durumlarını sağlamlaştırmaya çalışmaktadırlar.

Geçmişte Filistin topraklarına yerleşebilmek ve burada bir işgal devleti kurabilmek için o zamanın süper gücü durumundaki İngiliz İmparatorluğu’nu, bugün de kurmuş oldukları işgal devletini ayakta tutmak amacıyla ABD’ni arkalarına almaları bu yüzdendir. Ancak şunu gayet açık ve net bir şekilde ortaya koymalıyız ki günümüz yahudileri en çok, Müslümanların dağınıklıklarından ve kendilerine emanet edilen mukaddes varlıklara gereği gibi sahip çıkmamalarından cesaret almaktadırlar. Kısaca izah etmek gerekirse Herşey aslında apaçık ortadadır. Lakin canımız kanımız bildiklerimizin kafaları karışık durumda. Bir çoğu yalan yanlış doğru olmayan bilgilerle kafalarını meşgul etmektedirler. Ayrıca gençlerimizin bir çoğu dinsizliğe yönelmektedir. Yukarıda belirttiğim açıklanması gereken geçmiş Tarihimiz çok yakın zaman’da kesinlikle belgelerle açıklanacaktır. Amaç o zaman a kadar olanki süre içerisinde İslam’a davet edildiklerinde verdikleri ve verecekleri tepkilerdir. Burada bütün inanlara büyük bir iş düşmektedir. Müslüman din kardeşlerimiz Lütfen islam’a davet’de kibar olun ALLAH’ın emir ve iradelerini hakkıyla yerine getirerek davet’de bulunun. Baskıcı olmayın Israrcı olmayın. İslam Hoş görü dinidir unutmayın.

Konuyu 100 yıl önce hayat’a gözlerini kapamış olan ve ALLAH yolunda çok büyük gayretler sarf etmiş olan 2. Sultan Abdulamid Han Vefatının 100. yılı için yapılacak etkinliklerin bilgilerini vererek sonlandırmak istiyorum. Bir çoğumuz belki onu anlayamadık. Tanıyamadık. En azından vazifemizi kabrine giderek yerine getireceğinizi umuyorum. ALLAH dualarınızı kabul etsin. Rabbim Tekrar islam sancağını Tüm dünya’da dalgalandırmayı nasip etsin.

Sultan II. Abdülhamid Hân’in Vefatinin 100. Yil Anma Töreni ve Etkinlikleri

aşağıdaki linkten etkinliklere ulaşabilirsiniz.

https://www.facebook.com/events/146586889357782/

 

Ayrıca Konu aşağıda mevcuttur.

SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN’IN TORUNLARI İSTANBUL’DA BULUŞUYOR

En son 2006 yılında bir araya gelen ve Sultan II. Abdülhamid Hân’ın soyundan olan aile üyelerinin, o buluşmadan sonraki en büyük buluşması gerçekleşiyor. Sultan Abdülhamid’i Anma Etkinlikleri için yurt dışından gelen 3’ncü, 4’ncü ve 5’nci kuşaktan torunları (28 kişi) ile Türkiye’de yaşayan aile üyeleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal’ın evsahipliğinde bir araya gelecekler.

SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN’IN VEFATININ 100. YIL DÖNÜMÜ ANMA TÖRENİ

Sultan II. Abdülhamid Hân’ın vefatının 100. yıl dönümü kapsamında 08 Şubat Perşembe günü, Osmanlı Arşivleri Konferans Salonu’nda bir dizi etkinlik yapılacak. Saat 10.30’da Kur’an Tilâveti ile başlayacak tören, açılış konuşmaları ile devam edecek.

Ardından ise sırasıyla;
11.30-12.00 arası Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Dersaadeti Belgesel Gösterimi
12.00-12.30 arası Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Dersaadeti Foto Maratonu Ödül Töreni
12.30-13.00 arası Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Dersaadeti Sergi Açılışı
13.30-17.00 arası Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Dersaadeti Konferansı yapılacak.

Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Dersaadeti Belgesel ve Kitap

Sultan Abdülhamid’in 33 yıllık iktidarı boyunca “gerek tarz-ı inşaat ve gerekse etraflarına tamamen hakim olmaları cihetiyle Hükümet-i Osmaniye’nin şan ve şerefine layık surette inşasına” emriyle devlet bütçesinden 72 milyon 780 bin Osmanlı lirası harcama yapılarak, 1.552 adet Milli tesis inşa edilmişti. Bu faaliyetlerin odağı da Devlet-i Aliyye’nin vitrini İstanbul’du.Kitap ve belgeselde, hükmettiği yıllarda Sultan’ın Dersaadet’e dair buyurduğu iradelere değiniliyor.

Prof. Dr. Vahdettin Engin’in danışmanlığını yaptığı eserin yazarı ise Turan Şahin. Kitabın içeriği özetlenerek uzman görüşler, profesyonel çekimler, tarihi canlandırmalar ve illüstrasyonlar eşliğinde belgesele aktarıldı.Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Dersaadeti Foto Maratonu Ödül Töreni 28 Ocak tarihinde, Sultan’ın devri boyunca ülkesini yönettiği Yıldız Sarayı’ndan başlayarak, metfun olduğu II. Mahmud Türbesi’nde sona eren “Foto Maratonu”nda yarışmacılar, içinde Sultan II. Abdülhamid Hân’ın olduğu fotoğraflar çekti. Başlangıç ve bitiş çizgisi arasında kalan 28 yapıyı fotoğraflamak için yaklaşık 8 km. yol katetti.

Jürinin 01 Şubat’da değerlendirmesini yaptığı yarışmanın sonucu, 08 Şubat günü düzenlenecek anma etkinlikleri töreninde açıklanacak.
Birinciye 7.500 TL, ikinciye 5.000 TL, üçüncüye ise 2.500 TL ödülün verileceği yarışmada, ayrıca 50 fotoğraf da sergilenecek.

Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Dersaadeti Konferansı
İki oturumdan oluşacak konferansın
I. Oturumu “Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Dersaati’nde İmar, Eğitim, Sağlık ve Sosyal Politikalar”,
II. Oturumu ise “Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Dersaadeti’nde Siyasal, Kültürel ve Yönetsel Politikalar” başlıkları ile ele alınacak.

TÜRBE AÇILIŞI

Restorasyon çalışmaları İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan ve içinde Sultan II. Mahmud, Sultan II. Abdülaziz ve Sultan II. Abdülhamid Hân’ın da olduğu türbe, 09 Şubat Cuma günü saat 14.30’da, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un katılacağı törenle ziyarete açılacak.

SULTAN II. ABDÜLHAMİD HÂN’IN KABRİ BAŞINDA DUA

Sultan II. Abdülhamid Hân, anma etkinlikleri kapsamında 10 Şubat Cumartesi günü düzenlenecek program ile kabri başında anılacak. İlk olarak Sultanahmet Camii’nde kılınacak sabah namazından sonra Kur’an-ı Kerim Tilâveti ve Dua ile başlayacak programda, namazın ardından cemaate çorba ikram edilecek.

Ardından ise Sultan II. Mahmud, Sultan Abdülaziz ve Sultan II. Abdülhamid Hân’ın kabrinin içinde bulunduğu Sultan II. Mahmud Türbesi’ne doğru yürüyüşe geçilecek. Sultan Abdülhamid, burada okunacak Kur’an-ı Kerim ve Dualar ile kabri başında anılacak.Katılımcılara Sultan Abdülhamid’in kurduğu Hamidiye Suları dağıtılacak…Cumartesi günü gerçekleşecek programda, Sultan II. Abdülhamid Hân’ın kurucusu olduğu Hamidiye Suları da hem programa katılanlara hem de belirlenen meydanlarda vatandaşlara ikram edilecek. Hamidiye Sularının Dağıtılacağı Meydanlar: Sultan II. Abdülhamid’in kabrinin içinde bulunduğu II. Mahmud Türbesi, Sultanahmet Meydanı, Beyazıt Meydanı, Eminönü Yeni Cami önü, Eminönü Vapur İskelesi önü ve Üsküdar Vapur İskelesi önü.

MEVLİD PROGRAMI
Sultan II. Abdülhamid’in, Hakk’a irtihal ettiği 10 Şubat günü, banisi olduğu Yıldız Hamidiye Camii’nde Mevlid-i Şerif tertip edilecek. Saat 13.30’da okunacak Mevlid-i Şerif’e, 3’ncü kuşak torunlarından Harun Abdülkerim Osmanoğlu da katılacak.

Yeni Şiir Sultan 2. Abdulhamid Han 2017 Ruhâniyetinden İstimdat

 

 

Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?
Feryâdım varır mı bârigâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
Şu nankör………… bak günâhına.

Târihler ismini andığı zaman,
Sana hak verecek, ey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyâsî Padişâhına.

‘Pâdişah hem zâlim, hem deli’ dedik,
İhtilâle kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz ‘beli’ dedik;
Çalıştık fitnenin intibahına.

Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.
Sade deli değil, edepsizmişiz.
Tükürdük atalar kıblegâhına.

Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fena,
Bir sürü türedi, girdi meydana.
Nerden çıktı bunca veled-i zinâ?
Yuh olsun bunların ham ervâhına!

Bunlar halkı didik didik ettiler,
Katliâma kadar sürüp gittiler.
Saçak öpmeyenler, secde ettiler.
……………… pis külâhına.

Haddi yok, açlıkla derde girenin,
Sehpâ-yı kazâya boyun verenin.
Lânetle anılan cebâbirenin
Bu, rahmet okuttu en küstâhına.

Çok kişiye şimdi vatan mezardır,
Herkesin belâdan nasîbi vardır,
Selâmetle eren pek bahtiyardır,
Harab büldânın şen sabahına.

Milliyet dâvâsı fıska büründü,
Ridâ-yı diyânet yerde süründü,
Türkün ruhu zorla âsi göründü,
Hem Peygamberine, hem Allâh’ına.

Lâkin sen sultânım gavs-ı ekbersin
Âhiretten bile himmet eylersin,
Çok çekti şu millet murada ersin
Şefâat kıl şâhım mededhâhına.

Rıza Tevfik Bölükbaşı

 

Abdülhamid Han’dan Ayrılık Şiir’i Selman Kayabaşı

 

Abdülhamid Han’dan ayrılık…

Afakında salalar titredi payitahtın Dediler…

Göçen Abdülhamid Han’dır…

Gülistanım feryad ile yasında artık Bildim ki yetim kalan cümle vatandır.

Zaman içre zaman olsaydı hayatın Yine feda-yı can ederdin uğrunda vatanın.

Safa verdin, safa götür sultanına, sultanım Duydum ki yetim kalan cümle İslam’dır.

İlahi! Şahidiz Hamid’in kulluğuna Sana kul oluşunun zalime gam olduğuna!

Lütfet! Yüreğinde yanan aşk hatırına Bizden ayırdın,

amma kavuşsun gülistanına.

Abdulhamid Han Resimleri

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir